Anasayfaya


Açık şuura giden yol.


Sorular ve cevaplar – 01 (001-100)

Mordlar ve pratikle ilgilenen diğer insanlarla temasta iken pratiğin bir kaç açıları konusunda tavsiyelerde bulunurum, yorumlar yada açıklamalar yaparım. Bazen bu tavsiyelerin başka insanlara da enteresan gelebileceğini düşünmekteyim. Bununla beraber onlar o kadar bölük pörçük ki onları kitaba veya makaleler kitabına eklemek imkansız görünüyor. Bu yüzden bu parçaları bir araya getirerek ayrı bir kitap hazırlamaya karar verdim.

Parantez içinde olanlar alıntılar veya sorular, parantezsizler - benim yorumlarım veya cevaplar.

Buraya, pratik yapmaya başlayanlara mordların cevapları da eklenmiştir.


 

0001.

«Devamlı sızlanan bir ses tonuyla konuştuğumu, onun mıknatıs gibi istemediğim halleri çektiğini görüyorum. Amaçlarımın arasında bu ses tonunu  değiştirmeyi de hedefledim, ama yine de ses tonumun kontrolünü kaybettiğimi ve tekrar şikayetçi bir tavırla konuştuğumu fark ediyorum».

Şu anda sızlanan bir eda ile konuşmadığına emin olmak için; daima diğer ses tonu ile konuşan ve “şimdi benim alışılmamış bir ses tonum var” diyen bir havada olmalısın. Ses tonun seni şaşırtmadığı sürece, bu senin her zamanki gibi sızlanmalı hale gelmiş olduğunu gösterir. Sesinin tonunu alçalt (sesini değil, yani ton veya yarım tona kadar düşür), böylece mesele çözülür.

0002.

«Meslektaşlarımla öğle yemeğindeyken aramızda olan bir arkadaşın annesi, benim çocuğumun olmadığını öğrenince bana, mutlaka çocuk doğurmam gerektiğini ve bunun zamanının geldiğini söyleyerek, beni ikna etmeye çabaladı. O, “istemiyorum” cevabını anlamıyor. O, çocuk yapmanın niçin “lazım” olduğunu ancak bir cümle ile açıklayabilir “çocuk senin olacak ya”. Ben de başka bir insanı sahiplenmek ve bunun ötesinde onu içimde beslemek istemediğimi yanıtladım. Bu kadın alışık olduğu fikirlerden farklı bir şey bilmek istemiyor.»

İnsanlar sana küfürler savurmadan kendi mefhumu lehine deliller sıraladığında, açık şuuru kullanarak pratik yapma imkanın olur. Mesela bu kadına “pekala, kitap dükkanına gidiyorum. Bu kitapların benim ilgimi çekip çekmediğine bakmadan onları satın almalı mıyım? Onları satın alırsam, onlar da benim olacaklar mı? » diyebilirdin. Cevap olarak o da sana gene bir şeyler söylerdi. Senin de o zaman (negatif duygu) ND’suz onun delillerini tahlil etmek ve bunların bir saçmalık olduğunu göstermek için en uygun yolu bulma ihtimalin doğabilirdi. Sen ise bu durumda, onun bir şey bilmek istemediğini ileri sürerek konuşmayı kestin, böylece bu tecrübeden yoksun kaldın. Belki o anda bununla uğraşma isteğin yoktu, belki de (negatif tavır) NT içindeydin. Genelde insanlar neden böyle ya da şöyle düşündüklerini çok nadir ve isteksiz açıklarlar. Ama kendi düşüncelerini bir şekilde açıklamaya başladığındaysa, bu kavramları incelemeye yardımcı olurlar, ve kanıtlamak için pratik yapmaya imkan yaratırlar. Çünkü en zor iş bu aptal fikirleri cevaplamaktır.

Açık şuura kavuşmak  istiyorsan çeşitli insanlarla seni ilgilendiren konularda sık sık tartışmalar yapmaya çalış, akıllı veya saçma delillere esaslı cevap vermek için pratik yap. Akıllıca karmaşıklığı doğurma yoluyla değil,  tutarsızlıkları ve karışıklıkları bulma ve açığa vurma yöntemleri kullanarak muhalifi zor duruma düşür. Kendi fikrini öyle bir anlat ki, “bunlar o kadar açık ki, eğer bir şeyler anlamak isteği varsa, bunları anlamamak kabil değil” fikri ortaya çıksın. (negatif duygu) ND’lara karşı çok dikkatli ol, onları tümden yok et.

0003.

«Ben ona yazdım: “Üniversitendeki kız öğrencilerle deneyebilirsin – orada sen doktorsun, saygın bir kişisin, hem de doktorla sevişme ihtimali kızların da hoşuna gidecektir. Ama iş ilişkisi açısından bu iyi bir seçim olmayabilir. Kendin karar ver».»

“Kendin karar ver” söylemi sunidir. Anne-babalar çocuklarına, kendi başına karar vermelerini istemedikleri zaman bunu söylerler. Bu durumda aynısını yaptın: kendi fikrini ayrıntılı bir şekilde yazdın ve sence nasıl hareket edilebilir konusundaki fikrini anlattın, hemen sonra “kendin karar ver” ekledin. Öğretici mekanizması harekete geçmiş olabilir. 20 sene anne-babayla oturduğunu ve onları yakın insanlar olarak saydığını sık sık aklında tut. Demek ki onlardan mutlaka çeşitli mekanizmaları kaptın. Onun için kendi akrabalarını incelemenin ilginç tarafı, incelenen mekanizmaların sende de yer alabilir olmasıdır. Onların değerlendirilmesinde ne kadar dürüst davranırsan, kendi mekanizmalarını o kadar dürüst inceleyebilirsin.

0004.

 “Ben sana biraz farklı bir (sosyal deney) SD’i – Fransız kızları sekse çekmek -  teklif ediyorum.

Niye dayanarak ona bu SD’i teklif ediyorsun? Senin göstermiş olduğun gerekçelerin:

1) Fransız kızlara sevişme teklifine karşı korku var, 2) Fransızcayı az bildiğinden Fransızlara ilişki kurma korkusu, 3) böyle bir teklif onlarda (negatif tavır) NT doğurabilir, 4) üniversitedeki kızlar bu teklifi diğer kızlara nazaran daha kolay kabul eder, çünkü doktorla sevişme onların gururunu okşar.

3. madde anlaşılmıyorhemen hemen her SD’ye katılanlarda (negatif tavır) NT’ı doğurur. SD insanlarda oluşacak NT’a karşı korkuyu gidermek amacıyla yapılır.

4. madde saçma– SD seks yapmak için değil, korkuları gidermek için yapılır. Onun için ben, pozitif sonucunun ihtimali sıfıra yakın olan durumu seçerdim. Çünkü bu durumda benim korkularım en açık şekilde sergilenmiş olurdu. Kızların daha kolay kabul edecekleri durumu aramak diğer amaca (seksual fantezileri gerçekleştirme amacına) yönlendirilmiş hareketler.

1. ve 2. maddeler anlamlı gibi görünüyor, ama ortaya başka bir soru çıkıyor: neden özellikle bu korkuları ve özellikle böyle bir deneyde gidermeyi teklif ediyorsun? Pratik zevk getirdiği, beklenti ve coşku ile dolu olduğu zaman tesirli olacaktır. Pratik yapan SD’de aynı zamanda insanların şiddetli korkularını ve bu duruma düşmenin beklentisiyle oluşan coşkuyu yu ve korkularla boğuşmak isteğini hisseder. Böylece SD’in bu türünü insana teklif etmek saçma bir iş, çünkü şu anda bu durumun onda korku ile beklentiyi doğurup doğurmadığını bilmiyorsun. “Teklif ediyorum” kelimesinin anlamı “şöyle hareket etmek için sana öğüt veriyorum”, “şöyle yapmayı dene”, “böyle yap”, “böyle yapmazsan- eve gelme” vs., ve böyle bir tavsiye duyan insan istemediği şeyleri yapmaya başlar. Örneğin, “böyle bir insan tavsiye ediyorsa, öyle yapmak gerekir demek ki” düşünebilir; yada kendisinin SD’in fikrini seçmeye zorunlu olmadığı için ferahlama duyabilir. Böylece SD’in neticesi için “sorumluluk” artık sadece ona ait değil ya da tavsiyene uymadığı için rahatsızlık veya senin tarafından NT korkusu hissedebilir vb. Bu yüzden “teklif  ediyorum” yerine “böyle ve şöyle bir olasılık var” derdim, çünkü insanlar o kadar korkularla dolu ki sık sık nasıl SD’ler yapılabilir akıllarının ucundan bile geçmez. Bundan dolayı bazı olasılıkları arayan insana (arayan, yani aramakta olan, tavsiyeni bekleyen biri arar mı? Fikir kıtlığı mı var, yoksa bu cesaretin ve isteğin kıtlığı mıdır?) teklif etmekten hoşlanırım ve onun da ne yapması gerektiğini kendisi seçer.

Hangi mekanizmaları çalıştırıp hangisine hayır diyeceğine ve benim sözlerimi nasıl algılayacağına ben karışamam. Bu bana bağlı  da değil. “Teklif ediyorum” kelimesini değiştirelim derken, bu korumanın işareti değildir. “Teklif ediyorum” kelimesinin anlamını açıklama işi, teklif edenin mekanizmalarını  sergiler ve onun isteklerini en doğru  şekilde gerçekleştirmeye yardımcı olur. Anlatılan durumda senin istediğin kavramlara dayanarak harekete geçirebilecek şartlara sokmak isteği değildi, hemen aramaksızın alması gereken deneyi almak – yani SD’i yapmaktır.

0005.

“Şu anda düşünüyorum da peşinden koşup seks hakkında sorular sorabilirdim. Bu durumda onun saldırganlık tavrı oluşabilirdi ve de o, onu sergileyebilirdi.”

SD (sosyal deneyi) kanuna uygun yapma imkanı varken kanunu ihlal eden veya kanunu ihlal edici hareket olarak algılanan SD’lerden kaçınılmalıdır. Aynısı hırsızlıklara bağlı SD’ler için de geçerlidir. Negatif sonucunun neticesinde Fransa’da kalma olanağını kaybedebilirdin, mahkumiyete düşebilirdin ve buna bağlı olarak da imkanların sınırlandırılarak biyografine leke sürülebilirdi. Bu, ilginç tecrübeye sahip olmayacaksın anlamına gelmez. Çünkü pratik yapıyorsan her durum ilginç bir tecrübe getirebilir. Ama şu anda sen bu neticeyi istemiyorsun. Sen hırsızlıktan yakalandığında olabilecek neticeleri sıralarken,  büyük bir ihtimalle sende “bu ilginç olabilirdi” fikri ortaya çıkmamış olması bunun kanıtıdır. Bu yüzden seni istemediğin sonuca getirecek hareketler yapmanın gereği yok.

0006.

“Seks yaptığımı öğrendiğinde babam bana AIDS taşıyıcısı dedi”.

İnsanın kullandığı kelimelerin tahlili çok şey açıklar. Anne babanın kullandığı anlamda, yani “AIDS’le hasta insan” olarak algılandığın görünüyor. Bu durumda sen yanılıyorsun. Bu kelimenin “tadını çıkararak”, yani her şekilde kullanmayı dene, fonetik çağrışımları ara, o zaman bu şekilde kelimeyi kullanan insanın AIDS hastalarından nefret ettiğini görürsün. Onun için bu kelime “AİDS hastası olan bu aşağılık, alçak bir adam” ile eşdeğerdir. Bunun dışında başka bir anlamı da var. AIDS kanser gibi ölümle sonuçlanan bir hastalık. “AIDS taşıyıcısı” diyen insan “kanserli kancık” veya “aşağılık kanserli” gibi bir şey demez. Ruslar kanser hastası bir insana nefret edici niteliğinde bir kelimeyi  düşünmedikleri için, uygun bir şey bile uyduramıyorum. Çünkü böyle hastalara merhamet duygusu ile bakarlar. Kanser neden ortaya çıkar? Kimse net bir cevap vermez ama pek çok insan şiddetli negatif duygularından dolayı kanserin neden ortaya çıktığı hakkındaki teoriye katılır. Ben tıbbi araştırmalardan, kendilerine acıyarak bakan hastalara kıyasla hayata pozitif bakış açısı ile bakanların,  hastalıkla mücadele edip, kalan ömründe olabilecek her imkanı kullanıp daha uzun yaşadıklarını (bazı durumlarda tamamen iyileştiklerini) öğrendim. Bana kalırsa kanserojenler değil, insanın kendine olan şiddetli, sürekli ve çılgınlık derecesindeki acıma duygusu “kanser” denen vücut tahribatına yol açar. Kendisi için merhamet duygusuna insanlar nasıl bakar? Anlayışla. AIDS nasıl ortaya çıkar? Toplum anlayışında AIDS, seksin getirmiş olduğu bir hastalık (herkesin diğer kapma yollarını bilmesine rağmen, mesela dişleri tedavi ettirirken vs.). Bu yüzden insan sekse karşı nefret duygusunu beslerse, AIDS’li hastalara aynen davranır. “AIDS taşıyıcısı” demek aklımın ucundan bile geçmedi, o ise kullandı. Seksten nefret ediyorsa seks sonucunda insanların ölümcül hastalığa yakalanmalarına da seviniyor sunucuna varabiliriz. Böyle insanların, AIDS hastaları hakkında kötü konuştuklarına şahit oldum. Böylece bir kelimeden sekse olan tutum anlaşılabilir.

0007.

“Neden babam bizi hiç dövmedi?”

Gerçekten neden sizleri dövmedi? Sana kalsa annen gibi saldırgan olmadığı için dövmediğini düşünüyorsun. Ama son mektubu etrafa saçılan nefretle doluydu. Pratik yapan pek çok insanın, anne babaları hakkında benzer yanılgıları vardır (“raporların tahlili” kitabına bk.). Annenden daha az saldırgan olmadığı, benim için açık. Bu yüzden sizleri dövmemesinin şu sebepleri olabilirdi:

1) Erkeğin kadını dövmemesi gerektiği konusunda yaygın bir görüş var. Seni döverse senin ve bunu öğrenen birisinin gözünde küçük düşmekten korkar.

2) İhtilaf halinde olmak istemiyor, kızlarıyla kavga etmek yerine TV’yi seyretmeyi tercih ediyor. Anneninse başka uğraşısı yok. Baba kavga yerine TV seyredebilir, annenin ise seçecek bir alternatifi yok. Ya akşam yemeği yapmak, ya yer silmek ya da kavga etmek. Kavga ise daha çekici, çünkü can sıkıntısındansa şiddetli nefret onun için daha caziptır.

3) Sizlerden korkuyor. Bir ailenin kendi içindeki münasebetleri korkularla doludur. Mesela, ablan hakkında o kadar çok şey biliyorsun ki, anne babana, onun kocasına söylersen... O yüzden o senden korkar. Babanla da durum aynı. Kızları onun hakkında bir şeyler biliyorlar ama merhamet duygusundan dolayı  anneye anlatmıyorlar. Eğer öç almak isterlerse onun peşine düşebilir ve kim bilir neler ortaya çıkabilir. Belki masasında tecavüz ve katletmelerle dolu porno dergileri var (böyle bir olay mordalardan birisinde geçti – babası, aydın birisi olmasına rağmen, kadınlara uygulanan son derece şiddetli işkenceleri ve katledilmeleriyle dolu porno filmleri seyrederek boşalırdı), veya birileriyle yattığına kanıt olabilecek ufak bir detay bulabilirler vs.

4) ... daha başkalarını sen düşünebilirsin.

Şöyle ya da böyle, bu varsayımı, onun tüm takındığı tutuma aykırı gelip gelmediğini incelemeden ve diğer olasılıkları sıralamadan sırf babanın iyi imajını bozmamak uğruna, onun daha az saldırgan olduğu için dövmediği sonucuna varmak yanlış olur.

0008.

“Sadece kocanla seks yapmak küçük düşürücü olarak kabul etmek, tabii senin hakkındır”.

Öyle düşünmekle kalmıyor, kanıtlayabilirim de. İnsanlar, pek çok insanla münasebet içinde olmazsan “gelişmenin” imkansız olduğuna inanırlar. Eğer alıştığın çevrenin dışına çıkmazsan yerinde sayarsın. İnsanlar akıl düzeyini geliştirirler, eğitim amaçlı yolculuklara çıkarlar, üniversitedeki insanlarla irtibata  geçerler. Binlerce insanla konuşma esnasında beklenmedik fikirler duyabilir, belki de kendilerinin düşünemeyecekleri şeyleri öğrenebilirler. Böyle konuşmalar gelişime faydalı olduğu için insanlar bununla uğraşırlar. Futbol kabiliyetini geliştirmek için futbolcu farklı takımlarda oynar ve yetenekli futbolcularla oynadığı sürece daha fazlasını öğrenir. Seks dışında insanlar bu yolu takip eder. Ama sekste de aynı şey geçerlidir. Manevi kavramlardan dolayı diğer insanlarla seks yapmak isteğine engel koyarak sadece bir insanla seks yapmak, tüm hayat boyunca tek bir insanla konuşmak veya bir ortakla futbol oynamak gibi bir şey. Seksualite gelişmeden ölür, çünkü seks yapmak için iyi niyetler bastırılır ve komplekse giren seksualite gelişmek için bir teşvik alamaz. “Kocamdan başka birisini istemiyorum” diyen kızlara inanmam -  onlar ya yalan söyler, ya da onların seksualitesi ölmüş. Kocalarıyla birlikte oldukları zaman “Akşam yemeğine ne hazırlayım?” diye düşünürler. Tüm erkeklerin eşleri dışında başka kızlarla da olmak istediklerini kanıtlamanınsa gereği yok. Bizim toplumda bu kabullenilmiş bir olgudur.

 

 

0009.

“Bugün pratik yapmadığım söylenebilir”.

Pratik yapma işinde iniş çıkışların olması kaçınılmazdır. Bunların yüzlerce kez daha olacağına hazırlıklı olmak gerekir. Bu yüzden havandaysan veya keyfin yerindeyse hayal kırıklığı halleri için acil kurtarma faaliyetleri planlamanı tavsiye ediyorum. Bunlar mekanik olarak yapılması gereken hareketler olsun. Kederliysen bu plana uymaya çalış, eğer başaramıyorsan iyi durumdayken bu tecrübeyi incele ve planı düzelterek daha çok pratik yapmayı dene.

Zayflık hali çok derin ise, ne pahasına olursa olsun en basit olan şeyi yap; duyduğun şeyleri kaydetmeye çalış. Kendini, incelenen Pavlov’un köpeği olarak tasavvur et. Gerilemeni incele ya da en azından daha sonraki inceleme için olanları kaydet. ND’dan (negatif duygu) ölmek - bir şey, ND’dan dolayı ölümü kaydetmek ve olanları detaylar içinde belirlemek – başka bir şey. Son durumda gerileme çok derin ve uzun süreli değildir.

0010.

“Mordayı tüm gücüyle pratik yapan, zamanının her dakikasında bu savaşı veren, güñüm yok, yoruldum veya hastalandım diyerek kendinden ödün vermeyen insan olarak tasavvur ediyorum”.

Mordayı kanatlı ve başının üstünde halesi olan biri olarak tasavvur edip etmediğini bilmiyorum. Benim için morda, ne kadar kederli bir varlık olduğunun farkına varan bir insan. Morda, olumlu umutlar üzerine kurulan plana uyarak her gün, her saat gayret ederek yavaş yavaş değişir. Morda, “mutlak bir hürriyet istiyorum” gibi beyannamelere inanmaz, kendine çok küçük olarak görünen amaçlar koyar (örneğin: “işte”, “yani”, “şu”, “şöyle” gibi kelimeleri fazla ve yersiz kullanmamak) ve onu gerçekleştirmeye çalışır vb. Çünkü bu kelimeler net bir şey ifade etmez. Bunları anlamsız şekilde kullanarak bulanık olan bilinci daha da karıştırırız. “Kötü” kelimesini reddederek, daha net ifadeli kelimeleri aramak zorunda kalıyorum, mesela “istemiyorum” gibi, o zaman durum belirginleşiyor ve ansızın değişik kavramlar ortaya çıkıyor.

Morda bu problemi nasıl çözeceğine dair plan kurar, örneğin:

à) Her ağzından kaçırdığı böyle bir kelimeyi not defterine kaydetmek, çünkü kaydedilmediği zaman bu deney formaliteden ibaret olacaktır.

b) Her ağzından kaçırdığı böyle bir kelimeden sonra içinden veya sözlü olarak: “bilinç netliğini bozan bu kelimeleri yok etmek istiyorum” demek.

c)  Günde birkaç kere ara vererek bu dileği ifade etmek, yani bu cümleyi tekrarlamak.

d) Dikkat etmediği anda bu kelimeleri ağzından kaçırdığında ortağının ona söylemesi için rica etmek.

Morda aynı anda bir kaç problemi birden çözmeye çalışır ama problemler çok net bir şekilde ifade edilmelidir. Gün sonunda bu çabalarının neticesindeki başarılarını kaydeder, bu pratik esnasında oluşan yeni izlenimleri, keşifleri yazar. Nihayet morda istenmeyen bir alışkanlığı, istenen birisiyle değiştirecek, bu adımla da olabilecek yolculuklardan en ilginç olanına - bilinç yolculuğuna doğru sefere çıkar.

Morda, utanma ve iğrenme duygularından arınarak kendi kötü yönlerini istikrarlı bir şekilde araştıran ve onu yavaş yavaş temizlemeye başlayan kederli bir varlıktır. Bu temizlemenin sonucunda, ifade edilemez güçteki çekicilik  ışığı - (AH) (aydınlatılmış hayranlık) – ortaya çıkmaya başlar. Başta mordaya tanıdık gelen narinlik, sempati, neşe, beklenti duyguları, daha sonra da tanımadığı ve tek başına veya başka mordalarla birlikte araştırılacak duygular. Bunlar onun pratiğini daha da çekici kılacak ve araştırma isteğini güçlendirecektir. 

Beyaz giysilere bürünerek mantraları, mukaddes metinleri okuyan, meditasyon yaparak hareketsizleşen, acemileri aydınlatan, tahtta oturarak etrafındaki takipçilere güzel bir sesle akıllı hikayeler anlatan, bununla birlikte devamlı ND (negatif duygu), duygusuzluk, mutlu duyguların yokluğunu hisseden “münevver bir hoca” gibi biri olmak istemem, daima morda olarak kalmak isterim.

Morda tasavvuruna bakılırsa sen bir hayalperestsin. Böyle bir tasavvur, pratik yapmaya ciddi olarak başlamayan birisine mahsustur. Sen evrensel ölçülerle düşünürsün. Raporlarına bakılırsa tüm gün içinde (yani uyumadığında, 16 saat içinde diyelim) açık bilinç içinde, AH (aydınlatılmış hayranlık) anlarında (toplam olarak herhalde 1 dakikayı bulur) bulanıklığı gidermek için ND’yi (negatif duyguyu) gidermenin aktif süresinin bir kaç saniye olduğunu hesaba katarsak herhalde 2-3 dakikalık çaba sarfediyorsun. Toplam olarak 5 dakikayı bulur. 16 saatlik hayattan 5 dakika + uykunun 8 saati içinde 0 dakika (bu arada uykudaki ND’lar çok tesirli oluyor çünkü çabalar veya aydınlatılmış hayranlık sonucunda bile kesilmiyor. Onları uykuda giderebilmek için, uyanık halde bununla uğraşmayı alışkanlık haline getirmek veya uykuda iken bilinçli olmak). 1440 dakika içinden 5 dakika. Eğer bu dakikaların sayısı 10 olacaksa, çok büyük bir ilerleme, yeniden doğum olarak algılanacaktır. Halbuki bunlar 1440 dakikadan ancak 10 dakikacık. Daha 5 dakikayı eklemek için kendinde yeni bir devrim yapmak gerekir vs. Bu yüzden “hayatın her dakikası” dediğin zaman – aydın hayata ve aydın anlara bir dakikayı eklemenin ne olduğunu - bunun anlamını bilmiyorsun. Kronometreyi tutarak net aydınlatılmış hayranlık anlarındaki zamanı (şiddeti 5 ve yukarısı) + ND giderme çabalarındaki zamanı ölçebilirsin.

Söylediklerimi daha iyi anlamak için bir yöntem daha var – dakikalık kayıt etme pratiği (tecrübeli mordalar bir kaç saat içindeki 15 saniyelik kayıt pratiğini yaparlar). Dakikalık kayıt yöntemi her faaliyetle birlikte yürütülebilir. Bu yüzden gün boyunca onu yapabilirsin. Her dakika içinde en azından 2 saniyeye yükselmek, aydınlatılmış hayranlık anını hissetmek için veya çabalamak için değil bunu alışkanlık haline getirmek için.

0011.

“O devamlı delillere dayanarak  konuşuyor gibi emin delillerim hakkında sorular soruyor vs., buna da “tartışmak” diyor. Delilleri çoğu zaman akıllı kelimeler yığınından ibaret olup her şeyi ve hatta kendi kafasını bile karıştırır. Bu karışıklığın adına düşünceler de denemez.”

Deliller sadece sorularına karşı oluşan karma karışık tepkiler değildir. Deliller, gözlemlerin tahlilinin sonucunda ortaya çıkar. İkinizin bildiği terimlerle, net, anlaşılır bir şekilde ifade edilmelidir. Deliller, konuşulan konuya bağlı olmalı ve belirli bir tutumu göstermeli: katılıp katılmama, kısmen katılma, ekleme vb. Sen ise her sorunun karşısında oluşan düzensiz tepkiyi delil olarak algılıyorsun. Sen ona soru sorarken, o sana “fark etmez”  ya da “kendi işine bak” diye cevap verir.

0012.

“Ben dilekler tahlili yerine kederler tahlilini yapmış oluyorum. Bir   cümleyi yazmaya başlıyorum ve bunun arkasında korkunun ve yalanın yattığını anlıyorum”.

Harika! Yazmasaydın bunu görebilecek miydin? Öyle düşünmüyorum. Kendi kendinle yazarak  konuşmak, kendin hakkında daha fazla gerçeği görebilmenin, kendine başka yönden bakmanın, kendini incelemenin, kendine gerçeği söylemeyi öğrenmenin en iyi yöntemidir.

0013.

“Bu sonucun ne kadar samimi olduğunu bilemiyorum. Hiç bir şeyin değişmediği, eskisi gibi yalancı ve korkak olduğum konusunda şüphem var. Sadece deliller yardımıyla kendi korkularımı örtbas etmeye çalışıyorum. Diğer yandan ben şimdi gerçekten başka şekilde de davranabilirim, yani bunun korku olup olmadığı anlaşılmıyor.”

İçtenliğe, netliğe ulaşmak için belirli hareketler yaptın, yapabildiğin kadar kendi dileklerini, korkularını, bu kararla ilgili ND (negatif duyguları) inceledin. Sonuçta, elde edebildiğin netlik derecesine ulaşabildin. Tabii ki, kederden bağımsız bir insan olmadığın için düşüncelerini tahlil ederken herhangi bir netliğe ulaşman kısmi olur. Buna rağmen, mevcut netliğe uyarak hareket et ve bunu yapabileceğini unutma. Şu anda kendi samimiyet derecene göre davranıyorsun ve hareketlerinde bir suniliğin olabileceğini anlıyorsun. O zaman gelecekte bu düşüncelerine karşı daha dikkatli olacaksın, ekstra gözlemlerin olduğunda  onlara bir kez daha dönüp düşünebilirsin, daha açık netliğe ulaşabilir ve ona uyarak davranabilirsin. Böylece adım adım içtenliğe, netliğe ve diğer AH (aydınlatılmış hayranlığa) ilerleme kaydedilir. Kederli fikirlere gark olmuş insanların durumu ümitsiz, çünkü onlar buna içtenlikle inanırlar.

0014.

“Bir oğlana karşı sempati duyduğumda ve onda gönlümün olduğunda nasıl samimi ve gerçekçi olabilirim? Onu nasıl da tasavvur etmemeliyim? Onun duygularını tam ve net bilmeliyim, yoksa yanlış mı anlıyorum?” 

Her şey çok basittir. Birine karşı sempati duyduğunda bunu devam edebilirsin. Bununla birlikte idealleştirmeyi gidermelisin: biri diğerine mani değil ki. Şefkat samimiyetle eşdeğerdir. Mesela, erkek organını görüyorsun, onu eline alıyorsun, ona dokunuyorsun, onu hissediyorsun, kokluyorsun, ağzına alıyorsun, onun tadını alıyorsun – gerçeklik işte bu, idealleştirmeye yer yok. Belki de oğlan hakkında bundan başka bir şey henüz bilmiyorsun da. Bu arada idealleştirmeye yol vermemelisin. O zaman samimiyet ve gerçeklikten doğan haz artacak, şefkat ve diğer AH (aydınlatılmış hayranlık) duyguları güçlenecektir.

Ama gerçek hayatta işler nasıl geçiyor? Erkek organına bakıyorsun, onu ağzına alıyorsun, ve görünüşünün pek çekici bulmadığın için tadını da beğenmiyorsun. Eğer bu oğlana karşı samimi duygular besliyorsan bu duyguları uzaklaştırmaya başlarsın. Tam tersine onun yüzünü bile beğenmiyorsan onun organının görünüşünü ve tadını itici bulursun. O zaman kendi duygularını kaydederek onları tahlil etmeye başla - bir erkek organının çirkin olduğu üzerine düşüncen yok muydu? Mekanik değiştirme pratiğini yapabilirsin. “Güzelliğin ya da çirkinliğin kaidesi yoktur” cümlesini 100 defa tekrarlayabilirsin. Bu pratikten sonra erkek organına karşı duyguların değişip değişmediğini yine kontrol edebilirsin. Belki de şu anda senin duygularını bozan hafif NF (negatif fonun) var? Belki de güçlü NF (negatif fonlarla) birleşerek onları ayırt edemiyoruz. Bu durmda duygusal cilayı sürerek erkek organına davranışın değişip değişmediğini görebilirsin. Böylece daha fazla zevk alabilirsin ve idealleştirme veya değiştirme yaptığın halde zararı daha az olacaktır.

 

0015.

 “Sana, tembellik problemi ile ilgili yazmaya karar verdim. DYP (düz yol pratiği) bana çekici geliyor ve ben onunla uğraşmayı düşünüyorum. Bu konuda çabalarım da oldu, ND (negatif duyguları) gidermeyi denedim. DYP ile uğraşmak için isteğim var, aynı zamanda hiç bir çaba sarfetmemek ve  rahat, benim alışık olduğum durumda kalmak için de bir isteğim var. İşte ben buna tembellik derim.”

İsteklerin karmaşıklığı olağan bir şey. Aynı zamanda hem ND gidermek, hem de her şeye boş vererek olduğu gibi bırakmak için istekler doğar. Eğer ND (negatif duyguları) gidermekte veya AH (aydınlatılmış hayranlığa) ulaşmakta başarılı olursan, başarılı pratik sonucunda pratik yapma isteğin, güçlü ND (negatif duygularından) sonra - boş vermek isteğin güçlenir. İnsan yapmak istediği şey yerine “gerekli”, “doğru”, “mecbur”, “iyi”  olanları yaptığında isteklerini bastırır, bu da insanları ölümcül şekilde etkiler. İstekler çoğu zaman, senden bir şey bekleyen diğer insanların düşüncelerine bağlı olduğundan, onların negatif davranış korkusundan dolayı bastırılır.

Eğer kavramları, ND (negatif duyguları) gidererek zevk alacağın sevinçli istekleri arayıp gerçekleştirirsen, pratik yapma isteğin de artacaktır. Çünkü pratik, ilginç ve hoş halleri hissetmeye yol açan hareketlerdir. Pratikle uğraşma isteğini güçlendirecek büyük kırmızı düğmeyi boşuna arama. Zevk almaya bak, o zaman daha fazlasını alabilmek için hayatını olumsuz  şekilde etkileyen şeyleri bularak onları yok etme yöntemleri kullanmak istersin. Zafer, büyük bir savaş sonucunda değil, sonucu hemen belli olmayan binlerce ufak zaferlerden oluşur. Maksat, bir darbeyle yok olmayacak kederli duyguları hissetme alışkanlığını yok etmek ve AH (aydınlatılmış hayranlık) duyguları hissetme alışkanlığını edinmek ve onu sabitleştirmektir.

 

 

0016. “Her iki fahişeden birinde çeşitli hastalıklar mevcuttur. Bu eskiden beri böyle bilinmektedir.

 

Bu doğru değildir. Böyle bir bakış açısı, genellikle fuhuştan nefret eden ve bu nefreti daha fazla böyütmek isteyenlere mahsustur. Fahişeler genel olarak, normal kızlara nazaran nasıl korunmak gerektiğini daha iyi bilirler. Onlar korunma ilaçlarını kullanıyorlar, düzenli olarak zührevi hastalıklara karşı kontrolden geçiyorlar ve tedavi için gerekli tedbirler alıyorlar (bu özellikle sokak fahişeleri için değil, “ofis” fahişeleri için geçerlidir). Normal bir kız, kendi partnerine prezervatif kullanmasını teklif etmekten utanır. O, hangi durumda hastalık kapma olasılığının daha yüksek, hangi durumda ise daha az olduğunu bile bilmez. O, bunun hakkında düşünmekten bile korkar. Zührevi hastalıklara tahlil vermek fikri bile onu ürpertir. Normal “iyi” kızların bunların nasıl hastalıklar olduğu, onların belirtileri, korunma yöntemleri hakkında hiç bir fikirleri yoktur. Onun için sekste en tehlikelisi, her ne kadar garip gelse de, normal “iyi” bir kızla sevişmektir. Normal bir kızı tasavvur et. Onun bir erkek arkadaşı var, onlar sevişiyorlar, tabii prezervatifsiz, miramistin veya kolloit gümüşü kullanmadan, çünkü kız ona “güveniyor”. O, seksten sonra yıkanmaktan veya iğne vurmaktan utanıyor, çünkü böylece “güvenmediğini” göstererek erkek arkadaşının ND (negatif davranışına) yol açacağından korkuyor. Eğer korunma bilgisini gösterirse erkek arkadaşı da negatif davranışını gösterebilir. Normal bir erkek şöyle düşünebilir: “Kız arkadaşım neden neden bu konularda bu kadar bilgili? Acaba bir fahişe mi?

Zührevi hastalıklar konusundaki bilgi, normal insanlara kötü bir şeyin çağrışımını veriyor. “Temiz” bir kız, bunlar hakkında hiç bir şey bilmemelidir. Ama gerçek şudur ki, her erkek hiç düşünmeden başka bir kızla sevişir ve asla kendi kız arkadaşına bunu itiraf etmez. Onun için “ben ona güveniyorum”u tek bir kuruş bile etmez. İnsanların en sık ve yegane kullandıkları korunma tedbiri: “sen sağlıklı mısın?” ve “tabii ki” demeleridir.

“Çeşitli hastalıklar” konusuna konuşulursa... Zührevi hastalıkları da diğer hastalıklar gibi görüyorum. Kanser veya verem hastasına acıma duygusu ile yaklaşırken sifilis hastası hor görülür. Verem hava yoluyla bulaşmasına ve insanların AİDS hastalığından olduğu gibi veremden de vefat etmelerine rağmen, verem hastalarına acıma hissedilirken, AİDS hastaları ise toplum dışı ediliyorlar, çünkü AİDS genelllikle cinsel yolla geçiyor.

Burada çok ilginç bir durum ortaya çıkıyor. Kanser şiddetli ND (negatif duygulardan) dolayı ortaya çıkmasına rağmen kanser hastası isen sana acıyorlar. Sifilis seksle geçtiği için sifilis hastası isen hor görülüyorsun. Eğer insan son derece kendine acıma ve kıskançlık duygularıyla daimi negatif fonunda kanser hastası olmuş ise bu acımaya, eğer seviştin ve hastalandın ise bu hor görülmeye yol açar.

Eğer insan kanser hastası ise; kanserden tedavi oluyor, verem hastası – veremden, sifilis hastası – sifilisten tedavi oluyor. Yani herkesin kendi hastalığı var.

Fahişeler herkes gibi insanlar. Düşün ki bir kız, öğretmen olarak çalışıyor ve düşük maaş aldığı için akşamları fahişelik yapıyor, yani  para karşılığında birileri ile yatıyor.

Aslında yatmak ta şart değil. Ayaklarını yalamak için parayı ödeyecek o kadar çok erkekler var ki... Diyelim çekici bir erkek geldi, senin ayaklarını yalar, orgazma ulaşır, 20-50$ öder ve gider. Bunda tuhaf bir şey görmüyorum.

Tüm insanlar bedenlerini, beyinlerini satıyor – para karşılığında otobüs sürüyorlar, ekmek pişiriyorlar, satıcılık yapıyorlar. Onlar kendi işlerinden memnundurlar? Birileri kendi beyinlerini satıyorlar, ilgilerini çekmeyen projeleri hesaplarlar. Aralarındaki fark, fahişelerin çoğu kendi işlerinden memnun. Onların daha fazla boş zamanları ve paraları var. Bu da diğer insanların kıskanmalarına için bir sebep idi.

Kız, sevimli on ya da yirmi daimi müşteri bulup her biriyle ara sıra görüşüyor. Her gün onlardan biri ile yarım saat kadar görüşüyor, ayaklarını yalatıyor, koltuğunda oturuyor, kitap okuyor veya TV seyrediyor, erkek organıyla oynuyor, onu ağzına alıyor, eğer istiyorsa ayaklarını açıyor ve kendi organını yalatıyor. Bunlar için gününe 40-100$, ayına 1200-3000$ alıyor.

Her sabah kalkıp işine gidip orada 8 saat bulunmak, ne idüğü belirsiz biriyle konuşmak, ne olduğu belli olmayan işleri yapmak, bir an önce evine dönüp uyumak istemekten başka bir şey istememek ve bunun için 600$-1000$ almak daha mı çekici? Buna asla inanmam. Bence kızlar için fuhuş, iş alternatiflerden en çekici ve uygun olanıdır. Zührevi hastalıklar açısından ise en emniyetli  olanı, çünkü kız olası tehlikelerin bilincinde, gerekli tüm bilgileri öğreniyor ve tüm korunma tedbirlerini alıyor

 

 

0017.

"16.30 - meslektaşıma olan kızgınlık: 5 puan, 3 dakika içinde giderdim. Aynı kişiye olan sempati :3 puan".

Bir kişiye olan  sempati duygusunun oluşumunu kaydettiğinde, sempatiye yol açan belirtileri ayırt edebiliyor musun? Böyle bir deney yapmak ister misin? Sempati duyduğunda aşağıdaki hareketleri yap:

1) Sempatiye yol açan belirtileri sıralamak. Örneğin, onun tebessümü.

2) Bu belirtilerin arkasında, onun hoşuna gittiğin duygusunun oluştuğunu  kavramak. (Mesela,bir insan tebessüm etti, sen de bunun onun sana karşı sempati duygusunun bir ifadesi olduğunu düşündün. Oysa aslında rahatsız olduğu için de tebessüm edebilir).

3)   Aslında ne hissettiği hakkında bulabildiğin gerçekçi tahminlere, gerekçeler aramak. Insanın ne hissettiğini anlayabilmek konusunda yöntemler araştır. Örneğin, ona direkt sorular sorabilirsin (cevaplar gerçek olmayabilir, ama tahlil etmen  için malzeme olur). Veya onun kendisini bir şekilde gostermesi için gerekli ortamı oluşturmak vs.

4) Sempati duyduğun durumların kaçında sempatiye yol açan belirtileri kendin uydurduğunu, kaçında  bu belirtilerin olup olmadığını veya uydurduğunu bilmediğini, ve kaçında bu belirtilerin büyük bir ihtimalle gerçekten olduklarını hesapla.

0018.

``Kızların çoğunun ``sıcaklık`` ve ``duygular`` olmadan seks yapmak istememelerinin  sebebi nedir? Neden kızlar onların eksikliğinden, insanların çoğu için en büyük zevklerden biri olan seksten vazgeçiyor? Kızlar duygular, yakınlık ve sıcaklık duyguları olmadan seks yapmak istemediklerini söylediğinde, ND (negatif duygulardan) bağımsızlığı ve ona bağlı olarak aşkı, sempatiyi, bu insanların birleşmelerinden doğan yakınlık duygusunu kastettiklerini düşünüyorum.

Incelemelerimin sonucu ise başka idi. Bununla birlikte ben gerçekten deneyler yaptım, ya sen? Sen de tasavvur etmek yerine birini incele: senin için önemli olan soruları sor, alınan cevapları incele, ama belirsiz cevaplarla yetinme, ek sorular sor, kelimelerin yanında hareketlerini de incele, tutarsızlıkları kaydet ve tam bir açıklık ortaya çıkana kadar devam et. Benim incelemelerime göre, kızların ``sıcaklık`` talebinin altında erkek arkadaşıyla birlikte ND (negatif duyguları) ve PD (pozitif duyguları) hissetme isteği yatıyor. Eğer erkek arkadaşı ND ve PD yerine sevinç, sempati ve diğer AH (aydınlatılmış hayranlık) duygularını hissediyorsa, kız sevilmediğine, suistimal edildiğine, hatta hor görüldüğüne dair bir   yargıya varır. Kızın istediği ND (negatif duyguları) erkek hissetmeyi reddediyorsa, bu kız tarafından vefasızlık olarak algılanmaktadır.  Ne tür ND ve PD? Kız yanında olmadığı zaman yalnızlıktan doğan bıkkınlık, ayrılıktan doğan hüzün, kıskançlık ve birlikte oldukları zaman memnuniyet duygusu. Erkek arkadaşı kıza acıma duygusu ile yaklaşmalı, onu desteklemeli, onun beğenmediği insanlara ND (negatif davraniş) göstermeli, onun beğendiklerine ise PD (pozitif davranış) sergilemelidir. Bazen onlar kavga etmeli ve barışmalı, işte bunlara insanlar "sıcaklık`` der.

0019.

“NF (negatif fon) daimidir, onu görüyorum ve ND’u (nefatif duygu) görüyorum, ama hemen ve tamamını değil. Onların ortaya çıkma mekanizmalarını  kırmak için onları her zaman gidermek yerine daha fazlasını yapmak, daha derine inmek istiyorum. Örneğin, sosyal deneylerle olduğu gibi... SD’den sonra böyle durumlarda  korkum yok. Eğer ancak çabalayarak  böyle durumlarda ND’yu gidermekle uğraşsaydım, böyle durumlarda korkuyu yenmek için bilmem kaç sene gerekli olacaktı.  Yani ND’yu gidermekle beraber beni ilerletecek bir şeyler yapmak istiyorum.”

Eğer her defasında kusursuz  - maksimum bir saniye içinde – ortaya çıkan tüm ND’ları giderebilmek, AH’ı (aydınlı hayranlık) hissetmek için hiç bir pratiğe ihtiyaç kalmaz. Çünkü ND’yu giderdiğin an AH’ı hissetmeye başlıyorsun. Eğer şu anda belirgin AH duyguların yoksa o zaman ND ve/veya NF mevcuttur. Eğer onu giderirsen AH hissetmeye başlarsın.  ND’ları (negatif duygu) ne kadar kusursuzca giderirsen, o zaman onları sosyal deneyler yaparken olduğu gibi diğer pratiklerle tamamlamak istersin.  Ama gidermek yerine, onlarla birlikte yapmalısın.  ND’u giderme işinde SD hızlandırabileceğine inanıyorum.

Kitabımı yazmaya başladığımda AH (aydınlı hayranlık) ve bu duygulara uyarak  çıkılacak seyahatler hakkında yazmak istedim. İlk başta kederlenmeleri giderme yöntemleri ile ilgili kısa bir önsöz yazmak istedim. Ama bu “önsözün” bu kadar hacimli – yaklaşık beş yüz sayfa – olacağını tahmin edemedim. Benim pratiğimi yapmaya başlayan insanlar kederlenmeleri gidermede büyük problemler yaşamaya başladılar. Bence kolay olan şeyleri – ND gidermek ve AH hissetmek - yapamadılar, daha doğrusu bunu içten bir şekilde yapmak istemediler. Bunun için çaba sarfetmek ve yöntemi anlamak, gayret etmek ve sevinç getirecek duyguları arayıp gerçekleştirmek istemediler. Bundan daha kolay ne olabilir? Ama böyle olmadı, onun için yöntemleri detaylı bir şekilde tarif ettim. Ama ND gidermeyi kusursuzca yapabilme yetenekleri olsaydı, bu konuda onların bilmesi gereken bir şey olurdu: “Sabitlenmiş fikirlere karşı ND  hissedilmeyebilinir. ND’nun her ortaya çıkışında AH’a ulaşarak ND giderilebilir.”

Ek bir pratik bulma isteği, pratik yapanın tüm ND’ları farketmek için yeterli özeni göstermediğinde, ve de onları kusursuzca gidermek için çaba sarfetmek istemediğinde yatıyor. Eğer diğer pratikleri de bulmak istiyorsan, onları ara. Kendi kitaplarımda pratiklerin geniş yelpazesini açmış bulunuyorum. Belki de kullanmak istediğin bir şeye rastlayacaksın. Aksi takdirde sana daha etkili ve ilginç gelecek şeyi ara. Bu durumda kendi keşfin hakkında makale de yazabilirsin, gelecekte ise pratik yapanlardan biri onu kullanabilir.

0020.

“AH’nın (aydınlı hayranlığın) tarifine dön, düzelt,  yeni detayları ekle” yazıyorsun. Bu AH’nın tarifine nasıl dönebilirim? O zaman ben onu  detaylı bir şekilde tarif ettim, şimdi ise ona tekrar dönemem.”

Eğer tekrar onu hissedemiyorsan, o zaman tabi ki şimdi ona hiç bir şey ekleyemezsin. Ama tekrar ortaya çıkacaksa – o zaman ondan sonra, veya ortaya çıkma anında onu tespit etmeye çalış. Daha net bilmek için – tespit etme nedir? ve bu nasıl yapılır? – tarifler ve tespitler hakkındaki bölümü oku, sık sık hissettiğin diğer AH duyguları üzerinde pratik yap.

Senin bildiğin tüm AH duygularının listesini oluştur. Bu senin için değerli, hayal dolu şeyleri oluşturur. Bir duygu, not defterinin bir sayfasında olsun. Bunun altında bu AH duygusuna daha uygun adları verme çabaların olsun – “rahat”, “sevinç” vs. gibilerden sakın. Eğer rahat kelimesi çok uygun ise, kısa 2-3 kelimeden oluşan tarif niteliğindeki adı ver, o zaman ona yakın diğer AH duygularını ayırt edebilirsin. AH duygularına yakın tarifleri net bir yazı ile yaz, dikkat çeken yöntemleri kullan.

Eğer şefkat duygusunu sık sık hissediyorsan, bu duyguya uygun tariflerde pratik yapabilirsin, daha sonra çalışmaların neticesinde, sana şefkatin diğer yönleri ve diğer AH duyguları açılabilir. Eğer anlattığın AH duygusunu tekrar yaşayamıyorsan, o zaman tespit yeteneğin zayıftır. Eğer uygun tarifleri kurabiliyorsan, AH duygusunu bir kere bile yaşaman yeterli olur, onu tekrar tekrar hissedebilirsin.

0021.

“Siklik kavrama sırasında şiddetli uyku duygusu ortaya çıkıyor”.

 

Uykulu hal, kaliteli pratiğin vasfıdır. Formal pratikler (dakika başına kayıt 15 seksual fantezi, devri kavrama, kavramanın dönüşü, yüksek sesli iç diyaloğun giderilmesi bunların içinde) başladıktan sonra uykulu hal  ne kadar çabuk başlarsa, pratiğin o denli başarılı olur. Formal pratiklerin, kederlenmelerden en iyi şekilde arındıklarına bağlı, sen hürriyetin böylesine alışkın değilsin. Sen iki karşıt hale tanıksın: daimi kederlenmelerle dolu uyanıklık hali ve uyku hali. Birini aştığında, otomatik olarak diğerine geçiyorsun.

Böyle durumlarda uykuya dalmamanın amaca uygun olduğunu düşünüyorum. Uyku ancak yorar, açıklığı ve amaca yönelik gayreti yok eder. Ayrıca formal pratikler sırasında uykuya dalma alışkanlığı da güçlendrilmiş olacaktır. Eğer uyku dayanılmaz gibi ise, pratiği durdur ve sevdiğin işlerle (TV seyretmek veya bilgisayar oyununu oynamak dahil) kendini oyala, uyku halin geçtikten sonra pratiğe devam et.

 

0022.

“Babamı inceliyorum, ve bana göre sorularımın çoğuna cevap bulabiliyor gibiyim. Ama geceleyin beni kaldırıp “Kendini incelemek ister misin?” diye sorsalar, “hayır” cevabını verecek olmama rağmen, bunun ezberlenmemiş “bilgi” olacağını, ve “Neden öyle düşünüyorsun?” sorusunu sorduklarında ise bunun cevabını vermekte zorlanacağımı biliyorum. Bu durum fikrimin doğru olduğuna emin olmadığımı gösterir. Bunun sebebi nedir? Neyi değiştirebilirim?”

 

Raporlarını okuduğumda neredeyse hiç bir soruda kesin bir açıklığa ulaşamadığın sonucuna vardım. Değişik sorular üzerinde duruyorsun ama her yerde belirsiz şeyler kalıyor. En azından bir soruda, tam ve mutlak açıklığa ulaşmanı tavsiye ediyorum. Ezberlenmiş cevap yerine net açıklık duygusuna ulaştığında devam edebilirsin. İlk başta açıklığa ulaşmak çok zaman alır, ama incelemelerin tecrübesi biriktiğinde iş hızlanacak, ve nihayetinde kozmik hızıyla yapılacaktır.

 

0023.

“İçimde sebepsiz, daha doğrusu sebebini bilmediğim, o yüzden sebepsiz saydığım bir huzursuzluk var. Eğer sebebini anlarsam, içine dalip bu alandaki alışkanlıkları, beklentileri, kavramlarıve ND (negatif duyguları) görebilirim. Bunun sonucunda da bu sarsılmaz NF (negatif fonu) deşebilirim. Ama bu NF’un temelinde neyin yattığını nasıl görebilirim?”

 

İki etkili yaklaşım var:

1)                     Karmakarışık oylamaları kayıt etme konusu kitapta anlatılmıştır. NF baş kaldırdığı anda, fark etmeye başladığın her bir fikri kayıt edeceksin. Bir kaç yüz yazı biriktiğinde onları tahlil et, hangi konu en sık rast geliyor gör.

2)                     NF (negatif fonu) değişik düşüncelerle yaratmaya çalış ve hangi düşüncelerle güçlendiğini, hangileriyle zayıfladığını gör. En önemli noktayı unutma: NF (negatif fonun) doğası ne olursa olsun, NF etkili bir şekilde giderilebilir. “Bu olumsuz hal” sana ulaşmışsa, AH (aydınlı hayranlık) duygularında girerek onu giderebilirsin. Ama NF’un ne tür olduğunun bilinmesi, gelecekte onu gidermeyi önemli şekilde kolaylaştıracağına, bu alandaki kavramları anlayacağına, ve deneyleri yapacağın fikrine katılıyorum.

 

0024.

“Yöntemin tüm insanlar için uygun olmadığını, her insana başka bir şey gerektiğini düşünüyorum”.

 

Gördüğüm kadarıyla pek çok insan ıstırap çekmekten bile çekiniyor. Onlar neredeyse ölüler, sessiz ve duyguları bastırılmış hale gelerek hiç bir fikre, harekete ve duyguya fırsat vermiyorlar. Eğer bu ölü insanlar daha ilginç bir hayatı yaşamak isterlerse: AH (aydınlı hayranlık) duyguları dışında kavramsal düşünceye de sahip olmak isterler, ND başta olmak üzere farklı duygulara da vakıf olmak isterler. Bu hayata daldıkları sürece bazı duygular derinleşecek ve bu ilginç şeyleri de beraberinde getirecek, diğer duygular ise yorgunluk getirerek ağırlık olarak alglanacaktır. Zamanla parçalanma daha da derinleşecek, duyguların çoğu yorucu ağır bir yük gibi görünecek. O zaman insan bu duyguları hissetmeyi durduracak ve onları “negatif” ile eşleştirecektir.

ND (negatif duyguları) güçlendirmeye veya onları gidermeye herkes kendince karar verir. Örneğin, kızgınlık hissetmemek konusunda bir istek doğabilir, çünkü bu duygu “kuşkusuz ağır ve lüzumsuz”, hüzün ise oldukça hoş ve ruhunda iyi şeyler keşfedici niteliğe sahip görünebilir. Kızgınlığı gideren insan aynı zamanda hüzüne yol açacak. Ama sonra hüznü hoş ve hoş olmayan kısımlara ayırmak isteği doğar, çünkü sonunda er yada geç her ND ıstırap verici ve ağır olur, bu yüzden hüznü gidermek isteği de doğacaktır.

Kendi duygularını tahlil etmek isteyen, bir şeyleri nadir ve zayıf, bir şeyleri sık ve şiddetli olarak hissetmek isteyen her insan için yöntemin uygundur.

 

0025.

“Ölü hayat, örneğin taşlar, AH (aydınlatılmış hayranlığın) öğesi nasıl olabilecek anlamıyorum. AH bence sonsuza dek canlı olan bir şey, taş ise onun karşıtı, kimyanın bir unsurudur”.

 

Algıladığın her şey kimyasal, fizik ve daha bilmem nelerin karışımıdır. Gülümsediğinde kimyasal ve fiziksel tepkilere yol açmış oluyorsun. Çünkü gülümseme binlerce yüz kasının kasılmasından doğar – son derece karışık bir kimyasal süreçtir. Sadece kimyasal da değil, çünkü kümya fiziğin ta kendisi, sadece fiziğin bir dalıdır.

Asıl olan mesele, bu kimyanın ardında AH (aydınlatılmış hayranlığa) hitap eden bir şey var mı? Var ise bunu meknik olarak canlı olarak sayıyoruz, yok ise cansız diyoruz. Ağacı, taşı, hatta insanı bile moleküllere ve atomlara ayırabiliriz. Tabii, hiç kimse canlının ne olduğunu belirlemiyor, onun için “ağaç canlı mı?” sorusunu herkes alıştığı şekilde cevaplar. Birisi canlı  olduğunu, birisi “bir anlamda ağaç ta canlı” gibi bir şey der, bu arada “ne anlamda” sorusuna cevap veremez. Yani bu keliemelerle herkesçe kabul edilmiş kalıpları tekrar eder. Bununla birlikte kültürümüzde ağaca “can” vermek fikri kimsenin aklından geçmez. Ağaç ve insan arasında çok büyük bir farkın olduğunu herkes bilir. İnsanın daha üstün olduğunu bilmekle birlikte aradaki farkı nasıl belirlemek gerektiğini kimse bilmiyor, çünkü ağacın algılama gücü bilinmiyor ve ağaçla insanın algılama güçleri ise kıyaslanamaz. Neyi canlı, neyi cansız saymak – mekanik olarak oluşmuş tepkiler. Ağacı canlı olarak sayıyorlar, ama hiç düşünmeden de öldürüyorlar. Bunlar aptal insanların mekanikleşmiş hareketleri.

“Canlı” ve “cansız” kelimeleri sadece parazit kelimeler oldukları için belirli bir şeyi ifade etmiyorlar. Süreçlerin zorluğuna bakacak olursak “ölü” tabiatta çok karmaşık süreçlerin örneklerini gösterebilirim. Mesela, plazmanın hareketleri... Ancak çok güçlü bilgisayarlar atom bombasının patlamasını hesaplayabilir. Buna rağmen hava durumunu onlar bile hesaplayamaz. Atom bombasını canlı sayabilir miyiz? Ya atmosferi? Kasparov’u satranç oyununda yenen bilgisayarı kurdular. O “canlı” mıdır? “Canlı” kelimesi, mevcut olan alışkanlıklara bağlı olarak şu yada bu olaya yapıştırılan levhadır.

Değişik algılamaların değişik davranışları olduğu söylenebilir. Canlı ve ve cansız hakkındaki kavramları gidermiş olsaydık ve kederli bilincin hareketini durdurmuş olsaydık neler olacağını kim bilebilir? Taşın çağrıştığı AH duygulardan ne gibi tecrübeler edinebileceğini kim bilebilir? Örneğin, şefkat, sempati? DYP (direkt yol pratiğini) yapanlar (mesela, “nehirler değil, dağlar değil) bu soruya cevap verebilirler.

Daha önce “ölü tabiatın” listesindekiler AH faktörü olup çıkıyor, bundan dolayı onlara karşı davranış tamamen değişiyor. Beton direği gördüğümde içimde ona karşı sempati duygusu oluşmuyor, onu görmek, koklamak, ona dokunmak istemiyorum. Kayalıkları gördüğümde ise bazılarına karşı sempati duyuyor ve de içimde onlara bakmak, dokunmak, kucaklamak, şeklini hissetmek, koklamak, yalamak isteği doğabiliyor! Bu taşa karşı “içine girme” duygusu ise çok ilginç algılamaların ortaya çıkmasına sebep olabilir.

0026.

“...(uzakta bulunarak ben) senin dairenin kokusunu “algıladım”, ayaklarımla yeri “hissettim”...”.

 

Parantezleri koyuyorsun, yani hislerinin gerçek algılamaların olduğunu anlamıyorsun. Bakacak olursak bedeni hisleri ve duyguları kesin bir şekilde ayırıyorsun ve hislerinin duygulara nazaran daha “gerçek” olduklarını sayıyorsun. “Aşık olma” algılaması hakkında parantez içinde yazmazken duygu hakkında yazıyorsun. Bununla birlikte algılamaları değiştirebileceğini biliyorsun: istenmeyenleri giderebilirsin,istenenleri yaratabilirsin. AH duygularını hissederken ayaklar altındaki yeri ve kokuyu algıladığında, bunlar parantezsiz olan algılamalar. Kederlenmeler anındaki boş fanteziler başka bir şey, AH duyguların anındaki gerçek algılamaların oluşması bambaşkadır. İnsanlar başka şeyler hakkında da öyle düşünür. Mesela, onlar sevinci yaşamak için “gerçeklerinin olmadığını” düşünüyorlar. Diğer insanlar bunun için bir “gerekçe” görmedikleri zaman hissettiğin önsezilerin ne kadar gerçek ise, algılamaların da o kadar gerçektir. Parantez içinden çıkan şüphe dolu fikirlerin gelişmesini durdur, o zaman algılamaları değiştirmekte daha hür olursun. Mordaların algılamaları yaratma tecrübesi var. Örneğin, pratik yapanlardan bazıları, net sempati duygusunu hissettiği insanın bedenine girmiş gibi hissederler. Kızlar bu durumda ayaklar arasında büyümüş erkek penisini ve erbezileri algılamaya başlarlar.

Hoşlandığın insanın bedeninde kendini algılama isteğini doğurabilirsin – bu algılamaların belirginliği, sabitliği ve nasıl geliştiği hakkında inceleme yapabilirsin. Başta onlar AH duyguları gibi kısa ve zayıf olsalarda, istenen algılamaları yaratma ve kederlenmeleri giderme pratiği sırasında bunlar değişecektir.

 

0027.

Aptallığı giderme hakkındaki soruy cevap olarak:

 

Aptal (akısız değil, aptal) – algılanan şeyleri hissetmek ve onları birbirinden ayırmak istemeyen,

Daima bir şeyi dışlayarak bir şeyi uyduran birisidir. Bununla beraber böyle bir insanın tahlil yapabilecek kapasitesi var (bilim adamları, akademisyenler ve profesörler dahil olmak üzere – tamamen aptal insanlar. Onları inceledikten ve onlarla sıkı irtibatta olduktan sonra bu sonuca varılır).

 

Eğer tam şu anda ND (negatif duyguları) gidermeye ve daha samimi olmaya başlasaydın, algılanan şeyleri ayırabilseydin, kavramları başarılı bir şekilde incelemek için ve düşüncelerindeki açıklığa ulaşmak için tahlil yapma kabiliyetin sana yeterli olurdu. Aptal insan,önünde yaygın olan korkular kalkanını tutarak gerçeklerden korunuyor- bu kalkan çok ağır, uyumsuz, zehirli ve onun devamlı olarak tutulması son derece yorucu bir iştir.

Aptallığı giderme yöntemleri hakkında  - ND giderme, akrabalara ve arkadaşlara olan duygularının incelenmesi, (çünkü özellikleonlara karşı en fazla yalanlar ve aptallıklar olur), kavramların tahlili – benim kitabımda yazılmıştır. Bunun dışında başka tedbirler de alınabilir:

a)                      rolleri değiştirerek kavramları yazılı olarak tahlil etmek. Bu,kendinle satranç oyununu oynamak gibi  - bir hamle yaptın, tahtanın diğer tarafına geçtin ve kendini başka insan olarak tasavvur ettin. Burada da, birkaç delilleri yazarak “diğer tarafa geçerek” kendini başka insan olarak düşünmek ve bu delilleri acımasızca incelemek. Sonra kendi şahsiyetine dönerek “o” insanın yorumuna cevap vermek vs.,

b)                     konuşmadan parazit kelimeleri giderebilir ve kullandığın kelimelere kısa tanımlama verebilirsin. Argo ve anlamı olmayan diğer kelimeleri kullanmamanı tavsiye ediyorum. Konuşmanı değiştirmeyi denebilirsin ve senin için anlamı belli olan kelimeleri kullanabilirsin. Göründüğü gibi basit olan bu tedbir, manevi bir zevk getiren açık ve sebep-sonuç ilişkisi olan düşünme tarzına ulaşabilmek için çok verimlidir. Parazit kelimeleri gidermenin başka bir sonucu ise onları kullandığında sık olarak ND hissetmektir. Onları konuşmandan giderdiğinde bunu göreceksin.

0028.

Kızgınlığı giderme hakkındaki soruya cevap olarak:

 

Sana tavsiyem:

a)                      en ufak ND (negatif davranış) ve hırçınlık anlarına özel bir dikkat ayır, çünkü onlar agresif ND (negatif duyguların) ortaya çıkması için zehirli bir zemin oluşturur. En ufak bir hoşnutsuzluğu bile kontrol et.

b)                     Kızgınlık çoğu zaman gizli öç ve gaddarlığı içine alıyor, bu yüzden çok zehirlidir. Kızgınlığı, görünmesi için dışa vurmanı teklif ediyorum. Ona “günah” olarak davranmamalısın. Bu, algılamaların içine katılmış bir unsur. Sen ise onu dikkatlice inceleyerek ona sahip olmak isteyip istemediğine karar vermelisin. Bu işte sana fantezi yardımcı olur – kızgınlık katılmış tüm istekleri detaylı şekilde yaz (genellikle bunlar seksual fanteziler ve öç alma fanteziler olur).

Hayatında şiddetli kızgınlık hissettiğin anları ve senin hor görüldüğün, incitildiğin anlarında şiddetli öç duygusunu hissettiğin duyguları hatırlayarak yazmanı, olanları tekrar yaşamanı ve kusursuz şekilde kızgınlığı gidermeni tavsiye ediyorum.

 

0029.

“... “onda bu algılamaları görüyorum” derken neyi kast ediyordu?”

 

Belki de “insanın bu hareketlerini görüyorum ve onun bu hareketlerini onun şu yada bu algılamaları olarak yorumluyorum” deniliyordu. Bu ifade çok uzun, o yüzden genellikle “onda şu yada bu algılamaları görüyorum” kadar kısaltılıyor. Ama ben bu ifadenin kullanılmasının doğru olmadığını düşünüyorum, çünkü unutarak gerçekten bir insanda “algılamaları gördüğünü” düşünmeye başlarsın. Doğru olanı “onda belirli algılamaları tahmin ediyorum” demek olur. “Onda şefkat görüyorum” ifadesini olağan bir insan diyorsa, çoğu zaman o insana şefkat duygusunu yapıştırmak ister, gerçek hareketleri tahlil yerine bu yapıştırmayı agresif şekilde koruyacaktır.

“Yorum”, insanın hareketleri sonucundaki duyguları hakkındaki tahmini. Senin ve diğer insanların yorumu nasıl oluştuğunu izlemek ve kıyaslamak çok ilginç. Büyük ihtimalle bu süreçte mekanik unsurların bolluğu anlaşılacaktır.

 

 

0030.

Çocukla iletişim kurma tavsiyesine cevap olarak: “Çocukla birlikte bir şeyler yapmak isteğin varken iletişim kurmak için zaman ayırın. Şarkı söylemeyi seviyorsanız çocuğa şarkı söyleyin, o zaman karşınızda minnetar dinleyiciyi bulursunuz. Resim yapmayı seviyorsanız onunla birlikte resim yapın, parkta dolaşmayı seviyorsanız yavrunuzu yanınıza alın. Yapmak istemediğiniz bir şeyi yapmak için kendinizi zorlamamalısınız, çünkü çocuk bu yapmacıklığı hissedip üzerine alacak, ve onu sevmediğiniz sonuca varacaktır. Öğretmen rolünü üstelenmek yerine çocuğunuza sevginizi hissettirmek için imkan tanımak daha önemlidir. O, öğretmenlerini kendisi seçecektır.»

Böyle düz metinleri büyük bir dikkatle okumanı tavsiye ediyorum. Bunlar genellikle havanı yumuşatmaya, sevimli bir gülümsemeye yönelik olup... tabii ki çocukları zorlamaya da devam ettirir. Metni ciddi olarak inceleyelim:

«Çocukla birlikte bir şeyler yapmak isteğin olduğunda, ona vakit ayırın». Gerçekte çocukla bir şeyler yapmak isteği % 99, çocuğu geliştirmek, ona dikkatini ayırmak vs. gerektiğine dair kavramlar  ile şartlandırılmıştır.

Çoğu zaman çocuklarla “can sıkıntısından”dolayı uğraşıyorlar. Çocukla bir şey yapmaktan hemen hemen hiç bir sevinçli istek duymuyor, duyduğu zaman da hemen onu yok ediyor. Çünkü senin ve çocuğun tercihleri tamamen farklı: o asker oyuncakları ile oynamak ister, sen de bu oyunu ciddi olarak oynayabilir misin? O, bir saat boyunca transformer robotu ile veya bilgisayarda atış oyunları oynamak ister, sen de bunları yaparak gerçek bir ilgi mi duyacaksın? Böyle olmuyor, anneler çocuklarının ilgilerini “samimi” olarak paylaşarak onunla zaman geçirdiğinde yapmacıklığa ve kendini zorlamaya, dolayısıyla zehirlenmeye ve kızgınlığa yol açarlar. Çoğu zaman öyle oluyor: işten geldim, çocuk ise hemen yapışıyor, ben yemek yeyip TV seyretmek istiyorum, o ise robotlar hakkında bir şeyler anlatıyor....

Bunun için senin kuralına uymak gerekirse günde 10 dakika dışında çocuklarla hiç kimse hiç bir zaman uğraşmayacaktır. Bundan ise herkes korkuyor. Çünkü çocuğu geliştirmek, eğitmek, onunla uğraşmak vs. gerektiği ve çocuk kendi başına bırakılırsa ayyaş olup öleceği konusunda hemfikirler.

“Şarkı söylemeyi seviyorsanız çocuğa şarkı söyleyin o zaman karşınızda minnetar dinleyiciyi bulursunuz. Resim yapmayı seviyorsanız onunla birlikte resim yapın, parkta dolaşmayı seviyorsanız yavrunuzu yanınıza alın”.

Komik-duygusal bir hikaye. Burdaki problem daha önce söylediğim gibi çocukların seninle şarkı söylemek veya parkta dolaşmak istememelerindedir. Onlar bambaşka bir şey isterler, çocuk için ormanda anneleri ile birlikte “sevinç dolu” gezintiler yapmak onlara karşı uygulanan zorbalıktan başka bir şey değil. Böylece çocuğa anneyle gezinmek hoşuna gidecek bir olaymış gibi yumuşak ya da katı bir şekilde sunulur.

“Yapmak istemediğiniz bir şeyi yapmak için kendinizi zorlamamalısınız”.

Bu tavsiyeye uymak mümkün değil. Bu görüş “Tüm insanları sev” ile eşittir. Basit insanlar  yapmak istemedikleri şeyi kendilerine yaptıramazlar, çünkü  hiç kimse onların ne istediklerini bilmiyor, çünkü onlar kendi isteklerini geçici bir heves  olarak adlandırarak bastırmaya alıştılar. Bunları anlamak için, neşeli dilekleri bulmak ve onları takip etmek için kitabımda tarif edilmiş bütün aşamaları yapmak gerekir. İlk once bunu çok az insan yapmak ister, istedikleri zaman ise onun için gayret dolu bir kaç yıl sarf etmesi gerekecek. Çocuk ise beklemez, eğer o doğmuşsa mevcut olduğu için birkaç yıl içinde kaybolmaz. Tavsiye uygulanamaz.

”Çocuğunuza sevginizi hissettirmek için imkan tanımak”. 

Sevgiyi hissettirmek? Annelerin çocuklarına karşı gerçekten sevgi duygusu hissettiğini mi sanıyorsun? AH duygularını sevgi olarak algılayacak olursak, anneler sevgi hissedemez. Çocuk ve onun terbiyesine bağlı şiddetli ND (negatif duyguları) hissedildiği anda AH duyguları hissetmek mümkün değil.

Bu metinde bir kaç tatlı kelimeden başka bir şey yok. Onlar çekici geliyor, ama anlamları yok, sen de “anne sevgisi” hakkında fantezi kurmaya başlıyorsun vs. Mantıklı olmaya çalış, yoksa duygusallık ve aptallık bataklığı seni çekecek. Her şeyde pratik kullanımı ara, tavsiyeleri tecrübe ile karşılaştır, güzel sözlere kanma ve güzel konuşmamaya çalış. Ve en önemlisi tecrübe etmediğin şeyleri kimseye tavsiye etme, böylece yardım etmek istediğin insanlara zarar getirecek bir aptallığı yaymamış olursun.

0031.

“Yoga yapıyorum –pranayama ve antrenman (asanlar)  yapıyorum, bölünmüş uyku uyuyorum, et, balık ve yumurta yemiyorum...”

Bedenine hoş geldiği için asanaları yaptığını sanıyorum (yoga yapanların çoğu ise sadece öyle yapılması gerekir diye yapar, yogada öyle denilmiyor mu?) Ama yemek konusunda – yumurta ve balığı bu gıdaların zararlı olduğu kanaatine dayanarak mı yemiyorsun? Kavramları aşma hakkındaki DYP (direkt yol pratiği) ile bunlar nasıl bağdaşıyor? Yoga ve DYP’ni aynı anda yapamazsın, çünkü aynı anda kavrama uymak ve onu gidermeyi çalışmak mümkün değil. Bana kalsa, ben istediğim her şeyi yiyorum. Eğer bir şey yedikten sonra kendimi hasta hissedeceksem, birincisi - sihhatim bozulur,  ikincisi – şu yada bu yemekten sonra böyle hale geleceğime dair sonuca varırım. Bu halden ve sonuçtan sonra taleplerim değişecek, bir daha ki sefer aynı yemeği yemek isteğim azalacak. Bu işte ben kavramlara değil, isteklerime uyarım, yani “balık yemek kötüdür” diyemeyeceğim, “son zamanlar da balık yiyesim gelmiyor, bundan dolayı onu yeme isteğim şu ya da bu şekilde değişti” derim. Bu arada balık, et ve yumurta yiyorum. Bu bazılarına “aydınlı” olmadığımı söylemek için sebep bir olabilir. İnsanların “aydınlı” biri olmadığımı düşündükleri oluyor, çünkü “aydınlılar” siteler açmıyor.... Beslenme ile ilgili kavramlardan arınacaksan, gıdaya karşı isteklerin serbest olup gelişecek. Kurallar üzerine kurulmuş hesapları yapmak yerine ve onları isteklerin yerine koymak yerine, istediğin şeyi yiyebilirsin ve de bu arada kendini çok güzel hissedebilirsin.

İnsanlar delice çocukları üzerine titrer, onların hayatlarını ufak detaylara kadar normlandırarak bunlarsız çocukların “doğru” gelişemediklerini düşünürler. Aynı şekilde kendi vücutlarına karşı da davranırlar. Her ikisi de çok aptalca – bu çocuğun isteklerini ve vücutlarını cansızlaştırır.

0032.

“Elleri yıkamak için aydınlı isteğim yok, ama tehlikeli olduğunu biliyorum – bir şeyi bulaştırma ihtimali var. Böyle durumlarda mekanik ve rasyonel hareketler arasındaki sınır nasıl hissedilir?”

“Hissedilir” kelimesi altında belli davranış örneğini kastetmiş oluyorsun, daha sonra ona uymak için kendini zorlayacaksın. İsteklerin, kavramların baskısı olmadan, bu meselede kendileri karar versinler. Bu isteklerin hastalanmak ihtimali ile birlikte serbest bir şekilde belirlenir, yani korkuluklardan, paradan v.b. şeylerden hastalıklar geçebilir ve kendinizin ve tanıdıklarınızın ne kadar sık ve hangi durumlarda hastalandıkları hakkındaki bilgiyi hesaba alarak hiç bir şeyi çıkarmayarak ve eklemeden mevcut malumatı karşılaştırıp kendi isteklerini dinlemek ve onlara uymak gerekir. Eğer ellerini yıkaman için bir istek oluşmayacaksa veya oluştuktan sonra tembelliği yenemezsen, demek ki onları yıkamazsın. Bunun neticesinde hastalanırsan, gelecekte isteklerin değişebilir ve sen ellerini daha sık yıkarsın. Yada tam tersine bir şeyi bulaştırmak korkusunun zararsızlaştırıcı bir sabun reklamından esinlenmiş olduğunu düşünerek  ileride bunu hissetmeyeceksin.