Anasayfaya
<< Açık Şuura Giden Yol >>

<< Makaleler 01 >>


0027. Skvo:

“Pozitif Tekraryaşama Pratiği”.

 

“Ben” kimim? Kim şefkat tezahürlerini bekleyebilir veya kıskanabilir? Kimdir bu? Kaygı var, kıskançlık var, tatmin edilmemiş arzu vardır. Ve bir mekanizma daha var – bütün bunların bir kimseye “ait” olduğu fikri – “ben” aittir ve bu “ben”i bir şekilde incitmek mümkün, onun canını acıtmak, onu kötü etmek, onu yalnız, önemsiz v.s. yapmak mümkündür.

Şimdi “ben” algısının yokluğu tamamen açık gibi geliyor, ES’leri doğurmak ve ND’leri gidermek arzuları tamamen serbest beliriyorlar ve bunun yanında bu arzuların “bir kimsede” kendilerini belirttikleri kavrayışı yoktur – onlar sadece var. Kederlenme kavrayışı var, hürriyet hevesinin kavrayışı vardır. Ve, bu kavrayışları değiştirmek için harikulade bir yetenek var, ona biz gayret edebilme yeteneği diyoruz: kederlenme kavrayışı varken bu kavrayışa son vermek ve başka bir kavrayışı – aydınlanmış olanını – doğurmak arzusu meydana geliyor. Bu yoğun arzuya ve onunla doğurulmuş diğer arzulara (mesela, kendini ES’leri yaşama halinde hatılamak arzusu v.s.) biz işte çaba diyoruz.

Kederlenmeyi gideremk arzusu ortaya çıktığı zaman otomatik olarak bu gidermenin istenmeyen sonuçlara götürebileceği fikri ortaya çıkıyor. Eğer giderilen kıskançlık ise, şöyle bir fikir doğuyor: “kıskançlığı sen gideriyorsun, fakat o oğlan yine de başka bir kızla beraber, o kendini iyi hissediyor, ancak o seninle değil...” Yani, şöyle bir durum ortaya çıkıyor: kıskançlığı gidererek ben, gerçekte nelerin olduğunu farketmemeye başlıyorum sanki, halbuki gerçekte bu öyle değil – sadece ND doğmasının mekanik tepkisi gideriliyor. Alışkanlık itibariyle kıskançlık eşdeğer bir tepki gibi geliyor, kıskanmamak ise – bu, kör olmak gibi, bu durumun benim için olumsuz olduğu gerçeğini bilincin içinden çıkarıp atmak gibi, halbuki “durum olumsuz” sonucunun kendisi tamamen mefhumsaldır.

“Ben” kavrayışının yokluğunun bilinci varken, kederlenmelerin saçmalığı tamamen açık oluyor. Mutluluğu hissetmek için ve acıyı, kıskançlığı yaşamamak için açık bir istek vardır ve , eğer kimin acı çektiği kavrayışı yok da sadece bu yerde olan acının kavrayışı varsa, bu acıyı desteklemek, acaba saçmalık değil mi? Ki bu anda bu yerde mutluluğun kavrayışı olabilir! Bu, projeksiyon makinesindeki şerit-filmin görüntüsü gibi: bir ışık ışını vardır ve onun üzerine herşey koyulabilir! O halde acının yararına, böyle istenilmeyen bir “görüntünün” yararına seçim yapmak niye?

Öyle geliyor ki – herşey bu kadar basit, fakat “ben” kavrayışının yokluğunun bilinci var olduğu zaman bile kederlenmenin yine de ortaya çıktığını gördüm. Bu yerde acının oluşmasının süredurumu vardır, ki onu da aşmak lazım.

Benim için şöyle bir imaj uygun – delik bir top var ve su, bu deliklerden kaçmaya alışmıştır, yani kavrayış ND’ye kaymaya ve orada bulunmaya alışmıştır. Kavrayışlar hep alışık hattan gidiyorlar. İşte şimdi, “ben” kavrayışının yokluğunun bilinci varken, biraz gevşemeye, oyalanmaya başladın mı, hemen NF ortaya çıkıyor, ondan sonra ND’lerin gelmesi de pek uzak değildir. Daima hazır olmak lazım, suyu topun içinde “tutmak”, onun daha kapanmamış deliklerden kaçmasına izin vermemek. Bu çalışmada, çabaların etkililiğinin yükselmesine şöyle bir duygu yardım ediyor: topun gücü yavaş yavaş çoğalıyor, delikler kapanıyor ve yönde her çaba ile kavrayış artık o kadar derine kaymıyor.

Başka mekanizmaları, etkileri itibariyle kederlenmeye kayma mekanizmalarına zıt olan mekanizmaları üretmek mümkün. “O şimdi başka bir kızla birlikte” fikri ortaya çıktığı her zaman bu, kederlenme için bir tetik gibi işliyor, peşinden “o beni artık sevmiyor ve istemiyor, şimdi yalnızlık benim için kötü olacak” fikri gelmiyor ise de. Bu hemen işliyor, kavrayış bir anda alışık hatta ilerlemeye başlıyor. Bu mekanizmayı görünce onu yıkmaya yardım edebilecek uygulamayı da gördüm.

Bu, mefhumu karşıt bir mefhum ile mekanik olarak değiştirme pratiğine benziyor. İlk başta trigger olan fikri buluyorum (yani açıp kapama düğmesi gibi çalışan fikir). Mesela, “ başka bir insana eziyet ettim”, “o şimdi başka bir kızla birlikte”. Daha sonra ben yarım saattir bu fikri mekanik olarak tekrarlıyorum, her defada ND yaşamak lüzumundan kurtuluş sevincini hissetmek için gayret ederek. Bu gayret, yeni yönde yol döşemeye, yeni mecra açmaya benziyor, bu, yeni alışkanlığın oluşturulmasıdır. Ben, bütün diğer fikir ve eylemleri gideriyorum, çünkü bu, yeni tepkiyi oluşturmaktan dikkati çekebilir. Ben, SADECE üç eylemi yerine getiriyorum – fikri tekrarlıyorum, gayret ediyorum, sevinç yaşıyorum; fikri tekrarlıyor, gayret ediyor, sevinç yaşıyorum. Bu kadar yıl boyunca ben tersini yapıyordum – bu fikri tekrarlıyor ve hemen kederlenmeye kayıyordum ve bu, bu kadar katı bir kural oldu ki, başka türlü olmaz, bu bir “kanun”, bu “doğru” gibi gelmeye başladı.

Bu pratik çok güzel çalışıyor ve şimdi ailemi hatırladığım her defa ES’ler doğuyor, eskiden ise endişe, tedirginlik ve diğer ND’ler hemen üzerime çöküyordu.

Pozitif tekraryaşama pratiği sadece ND’leri kusursuz giderme tecrüben olduğu halde çalışacaktır, çünkü ND’nin içine artık düştüysen ve onu gideremiyorsan, burada nasıl bir tekraryaşama olur ki... Onun içindir ki bu pratik, ND’leri giderme pratiğinin değiştiricisi değil, onun devamıdır. Bu pratik ND yaşamanın süredurumunu gideriyor ve o, belirli bir durumda artık 100 kere bütün ND’leri başarıyla giderdiğin, onunla ilgili tüm mefhumları incelediğin halde yine de ortaya çıkmaya devam ediyorsa, bu pratik uygulanır – o, bir veya iki saniye devam edebilir, yalnız parlama gibi de olabilir ve bu gene de zehirliyor. Beni ilgilendiren, bu yerin belirli bir ND’den tam, nihai temizlenmesidir.