Anasayfaya
<< Açık Şuura Giden Yol >>

<< Makaleler 01 >>


0026. Vik:

“Bağlantılı Tecellilerin Sırrı” ( büyükler için masal ).

 

Hal, 40 dakikaya kadar devam etti ve kayboldu, ben insanlarla konuşmaya başladığım zaman. Ben, yani “benim yerim”, belki de ilk defa “ben” kavrayışının yokluğunu düşünmedi, ancak hissetti. Bununla beraber imkan dahilinde düşünülen şeyler atılıyordu, etraftaki dünya tanınmaz ve biraz da karamsar oldu, hele bu sabahtı ve karanlıktı:))

Etraftaki boşluk değişik yoğunlaşmalarla dolgun. O, hiçbir yerde boş değil, sadece az veya çok seyreltik . Onun en fazla seyreltik kısımlarının içinden hareket etmek mümkün. Kendi fonksiyonelliğini belli etmek için benim yoğunlaşmam diğer yoğunlaşmaları farklı farklı belirtilere göre gruplara ayırıyor. “Büyük” ve “küçük”, “hareketli” ve “sabit” yoğunlaşmalar vardır. Benim yğunlaşmam onlara “hacimli” adını verdiği yoğunlaşmalar vardır. Onlar, dış kısımları daha çok, iç kısımları ise daha az yoğun olarak tecelli ediyorlar ve bu, daha yoğun olan yoğunlaşmalara bu iç kısımlara sızmaya ve orada bulunmaya izin veriyor.

“Benim” yoğunlaşmam “insan” tipine ait. Bu, tekrarlanan bazı belirtiler takımının kodlu ismidir: yoğunlaşmanın şekli, onun tecellisinin yöntemleri, özellikle fonksiyonel yöntemler.

Bunun gibi yoğunlaşmalar boşlukta muazzam bir çoğunlukta tecelli ediyor. Fakat benim yoğunlaşmam özel niteliğe sahip. O, “kavrayışlara”, boşluk tecellisinin özel tipine sahiptir. Kavrayışlar birkaç tanedir: “suret”, “ses”, “his”, “koku”, “tad”. Diğer yoğunlaşmalarda kavrayışlar takımı farkedilmiyor, fakat onun var veya yok olup olmadığını benim yoğunlaşmam söylemekte çok güçlük çekiyor.

Her sabah benim yoğunlaşmam “işe gitmek” fonksiyonunu yapıyor. Bunun için o, boşluğun seyreltik kesimlerinden “pepelats”(kör mekanizma)* tipi hareketli boyutlu yoğunlaşmanın devriyeli olarak tecelli ettiği yere geçiyor. “Devriyeli tecelli” – bu, büyük bir olasılıkla aynı zaman aralıklarıyla kendisini belli eden bir tecellidir. Birçok fonksiyonel tecelliler devriyelidir, onlar büyük bir olasılıkla tekrarlanıyorlar. Bundan benim yoğunlaşmam da faydalanıyor, kendisini bir fonksiyon olarak gösterdiği zaman.

Hareket eden hacimli yoğunlaşma hareket eden olarak tecelli etmeyi durdurduğu zaman ve sabit olarak tecelli etmeye başladığında, onun dış kısmının niteliği değişiyor. Onda seyreltik kesimler meydana geliyor, bu kesimlerin içinden benim yoğunlaşmam ve yakında bulunan yoğunlaşmaların çoğu bu hacimli yoğunlaşmanın içine sızıyor. Orada onlar dik veya oturmuş, ancak her zaman hafif sallantılı bir biçimde tecelli ediyorlar. Hafif sallanarak yğunlaşmalar “insan” tipi yoğunlaşmasına özgü ve “bugünkü sabah boktandır” sembolik terimiyle belirtilmiş bağlantılı belirtiler serisini belli ediyorlar. Benim yoğunlaşmam şöyle bir tahmin üzerinde düşünmeyi tamamlıyor: bu, onların hepsi şu an fonksiyonel olarak tecelli ettikleri ve aralarında araştırma, zevk veya diğer tecelliler hemen hemen olmadığı için oluyor.

“Bağlantılı tecelliler” – bu, sık sık birlikte gözlemlenen tecellilerdir. Bunun yanında hiçbir “bağlantı” kavrayışı aralarında gözükmüyor.

Daha, benim yoğunlaşmam “insan” tipi yoğunlaşmalarının içinde “erkek” ve “dişi” yoğunlaşmaların varlıklarından emindir. Bunun ispatları onda yok, fakat o daima kendisi tarafından akıl edilmiş ve “kadın güzelliği” sembolik işaretiyle belirtilen bağlantılı tecelliler takımını kullanıyor. Uygun belirtileri olan boşluk yoğunlaşmasına raslayarak benim yoğunlaşmam çok sevdiği “seyretmek” fonksiyonunu tecelli etmeye başlıyor. Bu şöyle oluyor. “Gözler” tecellisi, “boşlukta yön tayin etmek” denildiği gibi tecelli ediyor, onlara bağlı “görmek” kavrayışının içeriği asıl bu seçilmiş yoğunlaşma olsun diye. Kavrayışın merkezine seçilmiş dişi yoğunlaşmanın “gözler” tipi tecellisinin düşmesi çok önemlidir.

Burada yine “bağlantılı tecelli” gözüküyor. Benim yoğunlaşmamın tecellisine kadın yoğunlaşmasının bazı tecellileri eşlik ediyor ve tam tersine, halbuki bu tecellileri birbirine bağlayan gözle görülür bir sebep yok. Bunun sonuçları tamamen farklı olabilir. Bağlantılı tecelliler kesilebilirler, tam tersine de bağlantılı tecellilerin daha enerjik serileri olarak gelişebilirler, ki aralarında önceden kestirilemeyen yaratıcı serilere raslanacağı gibi, bayağı fonksiyonel önceden kestirilebilen-devriyeli olanlara da raslamak mümkün olacaktır.

Daha, benim yoğunlaşmam düşünmeye başladı: “insan” tipi yoğunlaşmaya sadece elle dokunulursa ne olur? Hatta o, yanında tecelli eden yoğunlaşmanın elini tuttu. Yoğunlaşma elini çekti, ve bundan başka hiçbir tecelli devam etmedi. Ki bundan benim yoğunlaşmam “insan” tipi tecellilerin pek de duygusuz olmadıkları sonucunu çıkardı. “Duygusuz” kelimesiyle o, “dokunma” tipi dış tecellilere karşı tepkinin tahmin edilen yokluğunu belirtiyordu.

Farklı yoğunlukta olan etraftaki boşluğu seyrederek benim yoğunlaşmam kendisini tam bir emniyette hissediyordu. Fakat aniden bir sanrı oldu. Derken “pepelats” tipi boyutlu hareketli tecellinin içinde açıkça

“90-60-90” belirtileri olan bir boşluk yoğunluğu tecelli etti, üstelik o kadar “90” ve o kadar “60” idi ki benim yoğunlaşmam heyecanlandı, boşluğun seyreltik bir bölgesinde yer değiştirmeye başladı, kendi “görmek” tipi kavrayışını bu sembolik olarak “60 tecellisi” adı verilen tecellinin imajıyla doldurmak için tecelli etmeye çalışarak. Aynı zamanda benim yoğunlaşmam daldı, derken kuş dilinde “BEN-SEN-O” konuşmaya başladı,korku hissetmeye başladı, sembolik olarak “kalb” denen bölgede kuvvetli ve kaba bir nabız, panik içinde koşuşmaya başladı ve nihayet bir köşeye sindi. Orada o oturuyordu işte, ara sıra kalkıp karamsar bir tavırla etrafına bakınarak.

Daha sonra benim yoğunlaşmam olanları tahlil ediyordu ve bağlantılı tecelliler grubunun yine de yer aldığını anladı. “60” tipi yoğunlaşmaların kavrayışına “mekanik tepkiler”, “korkular”, “ben”in bulunmasına güven” gibi tecelliler eşlik ediyor.

Şu an yoğunlaşma, “60 tecellisinin kavrayışı”, “samimi tepki”, “ben” kavrayışının yokluğu” gibi tecelliler serisine kadar yaşamayı tasarlıyor. Nedense o, “mefhumların incelenmesi”, “ND’lerin giderilmesi” v.s. kodlu isimleri olan tecellilere “ND’lerin yokluğu”, “korku yokluğu”, “samimiyet” v.s. gibi tecellilerin eşlik edeceklerine hükmetmiş, yani onların da bağlantılı olduklarına hükmetmiştir.

Onun neden böyle hükmettiğini ise ben unuttum...

 

*Pepelats: Gürcü dilinden “kelebek”(pepela) olarak tercüme edilir. “Kin-dza-dza” filminde gösterilmiş fantastik uçma aracı. Rusya’da “pepelats” kelimesi Lvov otomobil fabrikasının otobüslerini müstehzi olarak belirtmek için bir cins ismi oldu, çünkü filmde pepelats daima bozuluyor, içerisi dar, az aydınlatılmış ve gürültülü, fakat oldukça sağlamdır. Pepelats, yüksekliği 4-5 metre olan silindirik veya yumurtamsı şeklinde bir uçma aracıdır. Metinde “pepelats” kelimesi “kör mekanizma” anlamında kullanılmıştır.